|
Gerçekleri yazdı...
Acı ama gerçek.. Türkiye'de
ifade özgürlüğünün önünde yargı sistemimiz, savcılarımız ve yargıçlarımız
var ne yazık ki.
Basın özgürlüğü.. Savcılar.. Yargıçlar!..
Arka arkaya iki enfes yazı okudum.. Ali Sami
Alkış ve Perihan Mağden, aleyhlerine açılan "Hakaret" davaları ve
aldıkları mahkûmiyet kararı üzerine yazıyorlardı, ama aslında bu ülkede
basın ve ifade özgürlüğünü sorguluyorlardı..
Kendi başıma gelenleri de yakından
biliyorum..
Bu ülkede "İfade Özgürlüğü" sadece lafta
kalan bir ilke.. Uygulamada yok.. Resmen var, fiilen yok..
Sebebi, yağmur gibi açılan hakaret davaları ve
kararlar..
Acı ama gerçek.. Türkiye'de ifade özgürlüğünün önünde
yargı sistemimiz, savcılarımız ve yargıçlarımız var ne yazık ki..
Açıklayayım..
Ağzındaki iki laftan biri "Uyum yasaları.. Avrupa
Birliği'ne girmek için önce uyum sağlamak zorundayız" olan ve uyum
yasalarını birbiri ardına Meclis'e sevk eden Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, AB'nin en önemle üzerinde durduğu şeyin İfade ve Basın Özgürlüğü
olduğunu bilmez mi?.. Mümkün mü?..
Peki ayni Başbakan'ın bugüne dek açtığı "Hakaret"
davalarının sayısı nedir bilir misiniz?.. Resmen sorduk.. Baş basın
danışmanı Akif Beki nam zat, ısrarlı, tekrarlı sorularımıza aylardır yanıt
vermiyor. Çünkü ortaya çıkacak sayı, Sayın Başbakanın pek de o kadar
samimi olmadığını ortaya koyacak..
Düşünün ki, bugün ülkede, dünyanın herhangi bir
iktidarı için nimet sayılacak bir medya var. Buna rağmen dava sayısı
açıklanmayacak kadar korkunç..
Peki niye açılıyor bu davalar?..
Davayı kabul eden ve müdahil olan savcılar
düşünmeli önce..
Yığınla açılan dava bu ülkede kimi
korkutur?..
Hıncal'ı korkutmaz.. Kılını bile
kıpırdatmaz.. Tazminatım ödenir. Hapis cezası alırsam, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne giderim. Yani ondan da çekinmem.. Gazetem kovarsa,
gidecek yerim hazır.
Ama Hıncal'a açılan dava genç gazeteciyi
korkutur.. Onun cezası ödenmez, üzerine kalırsa perişan olur. Hatta işten
atılabilir.. AİHM'e gidecek gücü de yok.. O zaman çare, yazmamak.. Oto
sansür..
Açılan yığınla dava, genç gazeteciyi
sansürlerin en kötüsü, en korkuncuna zorlar.. "Bana ne" der, yazmaz,
fikirlerini.. İfade etmez..
Açılan yığınla dava Hıncal'ı korkutmaz, ama
bezdirebilir.. Allahın günü mahkemelere taşınmak yüzünden işini yapamaz,
hayatını yaşayamaz hale gelince "Boş ver" der..
Örnek..
Sistemi Adnan Hocacılar icat etti..
Müridler arasında hukukçular var ya.. Tonla dava açıyorlar, onları
eleştirenlere.. 700 tanesinden beraat ediyorsunuz, daha 300 tanesi devam
ediyor.. İşte Ebru Şimşek'in başına gelenler.. Kız on yıldır durmadan
beraat ettiği davaların peşinde koşuyor.. İşte itiraf ediyorum.. Bu
davalardan bıktığım için Adnan Hoca yazmaktan vazgeçtim.. Oysa yazacak
neler var..
Peki savcılar, yargıçlar bunu görmüyor,
bilmiyorlar mı?.. O zaman niye kabul ediyorlar her başvuruyu.. Niye davayı
açıyorlar ve insanı süründürüyorlar, reddetmek varken..
Hukukta esas kasıttır, niyettir..
Davayı açan savcılar, "Hakaret etti"
kararına varan yargıçlar acaba "Kasıt" faktörünü ne derece dikkate
alıyorlar..
Alan var..
Başbakana "Kalleş adam, Allahsız" diyeni
beraat ettiriyor Yargıtay.. Ama benim hem de 40 yıllık arkadaşıma tamamen
dostça uyarı, eleştiri babında "Tetikçilik yapma" deyişimi hakaret sayıyor
ve mahkûm ediyorlar.. Benim umurumda değil.. Düşüncelerimi yazmaya devam
ediyorum. Ama hukuk sistemini silah gibi kullanıp yağmur gibi dava açan
arkadaşım, genç yazarları korkutup, kendisini eleştirmelerini önlüyor..
Bu mudur Sayın Savcılar..
Bu mudur Sayın Yargıçlar..
Bu ülkede ifade özgürlüğü, basın hürriyeti bu
mudur?..
Bu özgürlük yarın size de lazım olabilir..
En az benim kadar savunmalı, sahiplenmelisiniz
İfade Özgürlüğü'nü.. Bu ülkenin genç gazetecilerine Basın Özgürlüğü'nün
arkasındaki en sarsılmaz, yıkılmaz ve bükülmez gücün Yargı olduğunu
göstermelisiniz ki, özgürce, korkusuzca ifade edebilsinler düşüncelerini..
Korkmasınlar.. Çekinmesinler.. Gelecek endişesine düşmesinler..
Hukukun temeli, "Kasıt"tır!.
Kasıt, Sayın Savcılar.. Davayı niye açıyor
adamlar?..
Kasıt, Sayın Yargıçlar.. Yazarın kastı hakaret mi
gerçekten?..
Kasıt bulundu mu, İfade Özgürlüğü bayrağı öyle
bir çekilir ki göndere, kimse indiremez, bir daha..
..Ve Avrupalı oluruz.. O zaman!.. AB bizi almasa
da Avrupalı oluruz, şarklı olmaktan çıkıp..
HINCAL
ULUÇ/ SABAH
11 Aralık 2007
 |
MİLLETVEKİLLERİNE
UYARI MEKTUBU
Trakya Gazeteciler Derneği Başkanı Lütfü Karakaş TBMM'ye
sevk edilen SSK ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı ile ilgili Edirne
Milletvekilleri; Bilgin Paçarız, Cemaleddin Uslu, Necdet Budak, Rasim
Çakır, Kırklareli, Milletvekilleri, Ahmet Gökhan Sarıçam, Turguk Dibek,
Tansel Barış, Tekirdağ Milletvekilleri, Enis Tütüncü, Faik Öztrak,
Kemalettin Nalcı, Necip Taylan ve Ziyaeddin Akbulut'a mektup yazdı.
TGD Başkanı
Karakaş mektubunda şunları söyledi:
"Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasında yapılacak değişiklikte
Basın Mesleğinde çalışanlara uygulanan 90 günlük fiili hizmet süresi
zammının kaldırılmak isteniyor.
Hükümet
tarafından TBMM ye gönderilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
yasa tasarısında, 212 Sayılı Basın İş Yasasına göre çalışan
gazetecilerin 'yıpranma' veya 'Fiili hizmet süresi zammı' na ilişkin
hüküm kaldırılmaktadır.
Yıllardır uygulanan bu hakkın geri alınması basın sektöründe ağır şartlar
altında görev yapan 212 sayılı yasaya göre çalışan tüm meslektaşlarımızın
emeklilik dönemi için bir geri adım olacaktır. İleri teknoloji nedeniyle
gazetecinin çalışma şartlarının rahatladığı düşünülebilir.
Ancak,
gazeteci mesai saati olmayan ve 24 saatlik zaman dilimi içinde her an
çalışmak durumunda kalabilen insandır. Gazeteci görevini yaparken her an
risk altındadır. Bu nedenle diğer mesleklere göre yıpranma daha çok
yaşanmaktadır. Hükümetin ve Meclisin kanunun yasalaşma sürecinde bu
hususları dikkate alacağını ümit ediyoruz.
Yasa görüşülürken
yapacağınız çalışmalar Trakya'daki tüm gazeteciler tarafından yakından
izlenecektir. Bu konuda mecliste gerekli destek ve çabayı göstereceğinize
olan inancımı ifade etmek isterim.
Bu vesile ile saygılar sunar,
çalışmalarınızda başarılar dilerim."
 |
|
BAŞBAKAN’A RAPOR
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
bünyesinde oluşturulan Sektör Meclisleri’nin başkan ve başkan
yardımcıları 16 Mart 2007 tarihinde Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile
Ankara’da bir toplantı yapacak. Toplantıda her sektör, kendisi ile ilgili
sorun ve çözüm önerilerini beş madde ile özetleyecek.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun da temsil edildiği TOBB Medya ve
İletişim Sektör Meclisi tarafından hazırlanan ve Başbakan’a sunulacak beş
maddelik raporda yerel medyanın kobi statüsü alınmasını sağlayacak
yasa değişikliğinin ivedi olarak yapılması isteniyor. Raporda ayrıca,
Gizli Reklama getirilen cezalar, cevap ve düzeltme hakkı, Televizyonlardan
alınan RTÜK Payı , Ajansların haber karşılığı kestikleri faturalardaki KDV
oranı gibi sorunlar ve çözüm önerileri de yer alıyor.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun önerisi ile raporun ilk maddesine
konulan talepte, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Kosgep
Yasasında yapılacak değişiklik ile ilgili kanun tasarısının çok ivedi
olarak TBMM ye getirilerek yasalaşmasının sağlanması isteniyor.
Kosgep Yasasında yapılacak değişiklik ile yerel medya kuruluşları,
gazeteler, televizyonlar ve radyolar da kobi tanımı içine alınacaklar.
Böylece, yerel medya kuruluşları kobilere tanınan teşvik ve her türlü
destekten yararlanma imkanına kavuşacaklar.
TOBB Medya ve İletişim Sektör Meclisi tarafından hazırlanan ve Başbakan
Recep Tayip Erdoğan’a 16 Mart 2007 tarihinde verilecek rapor şöyle:
1-YEREL MEDYA KOBİ KAPSAMINA ALINMALI
SORUN : Yerel medya kuruluşları,
gazeteler, televizyonlar ve radyoların kısıtlı olanaklarla çalıştıkları
bilinmektedir. Pek çoğu sigortasız eleman çalıştırmakta, nitelikli eleman
yetişmemekte ve hizmet giderek kaliteden uzaklaşmaktadır. Yerel ve
bölgesel gazeteler, TV’ler ve radyolar yaygın medya kadar önemli ve
toplumu etkileyen kuruluşlardır. Hatta halkımızın medyaya güven duygusu
ölçüldüğünde yerel medya yaygın medyadan daha çok güvenilir durumdadır.
Özellikle yerel gazetelerde büyüme yatay olarak gerçekleşme, yatay büyüme
istihdam yaratmamakta, kaliteyi arttırmamaktadır. Oysa toplumu
yönlendirmede önemli bir görev üstlenen yerel gazetelerin dikey büyüme
içinde olmaları gerekir. Dikey büyüme de ancak bu işletmelerin çeşitli
alanlarda desteklenmesi ile mümkün olacaktır. Dikey büyüme
gerçekleştiğinde çağdaş, AB kriterlerine uyumlu ,istihdam yaratan,
kaliteli personel çalıştıran bir yerel gazeteler grubuna kavuşmuş
olacağız.
ÇÖZÜM :
Yerel Medyanın KOBİ tanımı içine alınabilmesi için Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı tarafından hazırlanan KOSGEP Yasası’nda yapılacak değişikliğin
çok ivedi olarak TBMM’ye gönderilmesi ve gündemde ön sıralara alınarak
yasalaşması gerekmektedir.
İLGİLİ KURUM : Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı
2-ÖRTÜLÜ/GİZLİ REKLAM
SORUN : Gazeteler kullandıkları
resimlerde örtülü/gizli reklam yapıldığı iddiasıyla 4077 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun ilgili maddelerince ağır cezalara
çarptırılmaktadır. TV sanal reklam uygulaması yapabilmekte ancak,
gazeteler sadece haber amaçlı kullandığı örneğin bir sigara haberindeki
sigara resmi için ceza yaptırımına uğramaktadır. Oysa gazete bu haberde
kullandığı görsel malzeme için herhangi bir reklam ücreti almamaktadır. Bu
durum gazetelerin hazırlanması görsel malzemenin kullanılmasında ciddi
sorun ve sıkıntı yaratmaktadır.
ÇÖZÜM : Örtülü/gizli reklam
düzenlemesine olanak sağlayan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un ilgili maddelerinde düzenlemeye gidilmesi ve bu maddelerin
tamamen kaldırılması.
İLGİLİ KURUM: Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı, Reklam Özdenetim Kurulu
3-CEVAP DÜZELTME HAKKI
SORUN : Basın Yasası’nın cevap ve
düzeltme maddesi bu haktan yararlanmak isteyenlerin kötüye kullanımlarına
olanak sağlayan bir düzenleme içeriyor. Haberde ya da yorumda adı geçenin,
yazılanlar doğru da olsa yalanlamasına yol açıyor. Maddenin doğruların
yalanlanmasına olanak sağlayan yapısı gazetecilerin doğru haber ve yorum
yazma çabalarını da olumsuz kılıyor ve kılan bir sonuç doğuruyor. Cevap ve
düzeltme hakkı yayınlanmaması sonucu ağır para cezaları öngörüldüğü gibi
bunun yayınlanmaması halinde de öngörülen para cezasına günlük fahiş bir
faiz uygulanmaktadır.
ÇÖZÜM : Basın Yasası’ndaki söz konusu
maddedeki tanımlar bu nedenle yeniden yapılmalı öngörülen para cezaları da
makul bir tutara indirilmelidir.
İLGİLİ KURUM : Adalet Bakanlığı
4-RTÜK PAYININ BRÜT GELİRLERİNİN ÜZERİNDEN
KESİLMESİ
SORUN :
Radyo ve televizyon kuruluşları 1994’den bu yana RTÜK’e reklam
gelirlerinden pay ödemektedirler. Brüt gelirlerden, 1997 yılına kadar
yüzde 4 bu tarihten itibaren yüzde 5 RTÜK payı, yine 1997’den itibaren
yüzde 5 Eğitime Katkı payı olmak üzere toplamda yüzde 10 ödenmeye devam
edilmektedir. Eğitime katkı payı ise özel bir yasal düzenleme ile geçici
olarak konulmuş ve öngörülen süre 2002 yılının sonuna kadar uzatılmıştır.
Bu uygulama Türkiye hariç Avrupa’nın hiç bir ülkesinde bulunmamaktadır.
Bütün RTÜK benzeri düzenleyici kurulların ödenekleri merkezi bütçeden
tahsis ediliyor. Bazı ülkelerde frekans kullanım bedeli ya da lisans
bedeli diye cüzi bazı paralar isteniyor. Ancak kar üzerinden değil, brüt
üzerinden kesinti uygulaması bir tek Türkiye’de bulunuyor. 8 yıllık eğitim
kesintisi 8 yıllık eğitime ilk geçiş yıllarında bütçede öngörülmeyen bir
gideri karşılamak için konmuştu. Onun üzerinden de neredeyse 10 yıl geçti.
Sekiz yıllık eğitime katkı sağlamak için ödediğimiz bu payların artık
amacına ulaşmış olması gerektiğini düşünüyoruz.
ÇÖZÜM : Bu nedenle her iki kesintinin
de kaldırılmasını veya makul düzeye indirilmesi, RTÜK’ün giderlerinin
merkezi bütçeden karşılanması.
İLGİLİ KURUM: Maliye Bakanlığı ve RTÜK
5-HABER
AJANSLARINDAN ALINAN KDV
SORUN : Türkiye’nin resmi ajansı Anadolu
Ajansı başta olmak üzere, özel olarak faaliyet gösteren ANKA Haber Ajansı,
Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı ve Cihan Haber Ajansı
bulunmaktadır. Yaygın abone ağlarının yanı sıra ulusal ve uluslararası
alanda bilgi dolaşımında etkin rol oynayan bu ajansların gelir kaynakları
sadece haber hizmeti verdikleri abonesi olan basın yayın kuruluşları ile
kamu ve özel kuruluşlardır. Anadolu Ajansı devlet tarafından
desteklenmesine karşın, özel haber ajansları bu desteği bulunmamaktadır.
Buna karşın, haber ajansı hizmetlerinden yüzde 18 oranında KDV
alınmaktadır. Bu oranın yüksekliği ajansların daha geniş abone ağı
oluşturmalarında ciddi bir sorun yaratmaktadır. Yüzde 18’lik KDV
uygulaması Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün
haber hizmet alımında 2004 yılında 0’a indirilmiştir.
ÇÖZÜM : Haber Ajanslarından haber
fotoğraf ve görüntü satışından alınan yüzde 18 KDV oranın makul bir düzeye
çekilmesi
İLGİLİ KURUM: Maliye Bakanlığı
 |
Bülent Arınç kudurmuş!
TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, gazeteci Emin
Çölaşan’a açtığı hakaret davasını kaybetti. Çölaşan, Arınç için ’Koskoca
Meclis Başkanı meydanlara çıkmak için kuduruyormuş. Allah şeyini şey
ettiğimin şeyine şifa versin’ diye yazmıştı. Çölaşan hakkında
takipsizlik kararı verildi. Arınç’ın ağır ceza mahkemesine itirazı da
reddedildi.
TBMM eski Başkanı Bülent Arınç,
gazeteci Emin Çölaşan’a açtığı hakaret davasını kaybetti. Çölaşan Arınç
için, ‘’ Koskoca Meclis Başkanı meydanlara çıkmak için kuduruyormuş.
Tıbbi klinik bir vaka, Allah şeyini şey ettiğimin şeyine şifa versin’’’
diye yazmıştı. Arınç, Emin Çölaşan’ın 3 Temmuz 2007 günü Hürriyet
Gazetesindeki köşe yazısında, kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle,
Çölaşan hakkında ceza davası açılmasını istedi.
Konuyu inceleyen Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı, Çölaşan’ın yazısında suç unsuru olmadığı ve
eleştiri sınırları içinde kalındığı gerekçesiyle takipsizlik kararı
verdi. Bunun üzerine Arınç, Sincan Ağır Ceza Mahkemesine itirazda
bulundu ve takipsizlik kararının kaldırılarak ceza davası açılmasını
istedi. Ancak Sincan Ağır Ceza Mahkemesi de, takipsizlik kararının usul
ve yasalara uygun olduğuna karar vererek itirazı reddetti. Böylece karar
kesinleşti.
ALLAH ŞİFA VERSİN
Çölaşan ‘’Anayasa, paspas ve
kuduz üzerine’’ başlıklı yazısında ’Şeyini şey ettiğimin şeyi, Bülent
Arınç adlı şahıs, Manisa'da kendi ilinde çalışamıyor, dolaşamıyor.
Nereye gitse tepki alıyor’’ demiş ve şöyle devam etmişti: "Bay Arınç'ın
Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş'a söyledikleri ise
bambaşka bir klinik-tıbbi vaka! Hem kuduzu da kapsayan bulaşıcı
hastalıklar, hem de psikiyatri uzmanı doktorların ilgi alanına giriyor:
"Meydanlara çıkmak için kuduruyorum. Burada (Meclis'te) hırsımdan
bardakları kırıyorum."
Kudurduğunu söyleyen
"şeyini şey ettiğimin şeyi" bu rahatsızlığına partisinin Kayseri
mitinginde çözüm buldu! "Cumhurbaşkanı olamaz" dediği Abdullah Gül ve
Başbakan'ı ile el ele, kol kola kürsüye çıkıp 12 dakika nutuk attı...
Belki kudurmaktan kurtuldu ama Anayasa'yı paspas gibi çiğnedi. Niçin?..
Anayasa madde 94: "TBMM Başkanı ve Başkanvekilleri, üyesi bulundukları
siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya DIŞINDAKİ
faaliyetlerine (...) katılamazlar." (...)
Koskoca Meclis
Başkanı'nın -Allah korusun- meydanlara çıkmak için kudurduğunu itiraf
etmesi, ya da çıkamadığı takdirde kudurma olasılığı, ciddi, vahim bir
durumdur. ABD ve AB ile "dostane" ilişkilerimizi bile etkiler, hükümeti
zor durumda bırakır. Yabancı gazetelerde manşetler atılır: "Türkiye'de
TBMM Başkanı meydanlara çıkamayınca kudurdu, makamında bardakları
ısırdı... Turistler Türkiye'ye gitmesin, kuduz hortladı."

|
|
YARGITAY’DAN
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN ÖRNEK KARAR
Tazminat davalarının temyiz incelemesini yapan Yargıtay, Maliye Bakanı
Kemal Unakıtan ile Milliyet Gazetesi köşe yazarı Hasan Pulur arasındaki
davada basın özgürlüğünü genişleten önemli bir karara imza attı. Daire,
gazetecilerin yapacağı eleştirilerin, kamu yararı taşıması ve doğru olması
halinde, sert, kırıcı ve hatta küçük düşürücü olabileceğine hükmetti.
GAZETECİLER BERAAT ETTİi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a
suikast girişiminde bulunan Mustafa Bağdat’ın olay yerinde yapılan keşfini
görüntüledikleri iddiasıya haklarında dava açılan 3 gazeteci beraat etti.
Kütahya’da 12 Eylül 2005
tarihinde Linyit İlköğretim Okulu’ndaki yeni eğitim öğretim yılı açılış
törenine katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a köy ekmeğinin içerisine
sakladığı kuru sıkıdan gerçeğe dönüştürülmüş tabancayla ateş etmek isteyen
Mustafa Bağdat yakalandı. Olaydan sonra tutuklanan ve Ağır Ceza
Mahkemesi’nde yargılanan Bağdat’ın duruşmalarının gizli yapılmasına karar
verildi. Mahkeme heyeti 8 Mart 2006 tarihinde Mustafa Bağdat’a olayın
meydana geldiği Linyit İlköğretim Okulu önünde keşif yaptırdı.
Gizlilik kararı olan duruşmanın
devamı niteliğindeki keşfin fotoğraf ve kamera görüntülerini çektikleri
iddiasıyla Anadolu Ajansı muhabiri Muharrem Cin, İhlas Haber Ajansı
muhabiri Hüseyin Efe ile Cihan Haber Ajansı muhabiri Cemil Türken,
cumhuriyet savcısı Gökhan Mesci’nin talimatıyla polis tarafından gözaltına
alındı. Kaset ve filmlerine el konulan 3 gazeteci hakkında ‘Gizli
duruşmayı görüntüye almak’ suçundan Kütahya 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’nde
dava açıldı. Bugün yapılan son duruşmada mahkeme hakimi 3 gazetecinin
beraatine karar verdi.
Kütahya Cumhuriyet savcısı Gökhan
Mecsi daha önce de Mustafa Bağdat’ın avukatı Hatice Burcu Güngör hakkında
gizli yapılan duruşma hakkında basına açıklamada bulunmak suçundan
soruşturma başlatmıştı
|
 |
|
Haber küçük düşürücü olabilir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bir yazıda
kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle Yeniçağ Gazetesine
açtığı tazminat davasını kabul eden yerel mahkeme kararını bozdu.
Dairenin kararında, ''bir
haberin, objektif oldukça, doğru olaylara dayandıkça ve doğru amaca
yönelik bulundukça eleştirinin de sert, kırıcı ve kişiyi küçük düşürücü
olabileceği'' belirtildi. Kararda, toplumun her an göz önünde olan siyasal
kişileri, gerektiğinde icraatlarıyla bağlantılı olarak eleştirmenin
basının görevi olduğu vurgulandı.
''ERDOĞAN ELEŞTİRİYE AÇIK OLMALI''
Kararda, şöyle denildi:
''Basının bu konuda kamuoyunu ve toplumu
bilgilendirme görevi vardır. Bu anlamda davacının (Erdoğan) eleştiriye
açık olması gerektiği belirgindir. Özellikle toplumun her an göz önünde
olan siyasal kişileri gerektiğinde icraatlarıyla bağlantılı olarak
eleştirmek, basının görevidir."
 |
Yargıtay’ın önemli kararı
Eleştirmek haber hakkı!
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Milli Eğitim
Bakanı Hüseyin Çelik'e yönelik eleştirilerini aynen yayınlayan gazetenin,
Çelik'e tazminat ödemesine hükmeden yerel mahkeme kararını bozdu.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Baykal'ın TBMM Grubu'nda
yaptığı, Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan 2547 sayılı yasada
değişiklik yapılmasına dair yasa tasarısıyla ilgili eleştirilerini içeren
konuşmasını yayınlayan Hürriyet Gazetesi aleyhine, basın yoluyla kişilik
haklarına saldırıldığı gerekçesiyle manevi tazminat davası açtı. Ankara
14. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 milyar lira istemli açılan manevi tazminat
davasının, 10 milyar lira üzerinden kısmen kabulüne karar verdi.
ÖLÇÜT KAMU YARARI
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 4. Hukuk
Dairesi'ne geldi. Daire, yerel mahkemenin kararını bozdu. Dairenin
kararında, basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, yayınlarda kişilik
haklarına saldırıda bulunulmamasının da yasal ve hukuki bir zorunluluk
olduğu vurgulandı.
Basın özgürlüğü ile kişilik
değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin, çatışan iki
değeri aynı zamanda koruma altında alması düşünülemeyeceği belirtilen
kararda, bunda temel ölçütün kamu yararı olduğu ifade edildi.
Kararda, gerek yazılı, gerekse görsel
basının, bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını,
kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini
gözetmesi ve haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de koruması
gerektiğine işaret edildi.
Basının, objektif sınırlar içinde
kalmak suretiyle yayın yapması gerektiği vurgulanan kararda, o anda ve
görünürde var olup da gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından
basının sorumlu tutulmaması gerektiği ifade edildi. –
HABER VERME HAKKI
Dava konusu yazının, Anamuhalefet Partisi
CHP Genel Başkanının parti grup toplantısında söylediği sözlerin ''yorum
katılmaksızın aynen verilmesi''nden ibaret olduğu belirtilen kararda,
şöyle denildi:
''Muhalefet liderinin bir yasa tasarısı
hakkındaki görüş ve eleştirilerinin açıklanmasına ilişkin sözlerinin basın
ve yayın organlarınca kamuoyuna duyurulmasının basının Anayasa ile
düzenlenmiş bulunan haber verme hakkı kapsamında kaldığı kuşkusuzdur.
Aksinin kabulü, muhalefet liderinin sözlerinin basın ve yayın organlarınca
sansür edilmesi sonucunu doğurur. Böyle bir uygulama ise demokratik
toplumlarda kabul edilebilir bir durum değildir. Muhalefet liderinin
söylediği sözler açıkça hakaret içermediği takdirde basının bu sözleri
aynen yayınlaması basının haber verme hakkı kapsamında kalacağından hukuka
aykırılık içermemektedir.''

Gazeteci, haklıysa küçük
düşürebilir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Milliyet gazetesi köşe yazarı Hasan Pulur’un 23
Ekim 2003 tarihinde yayımlanan "Maliye Bakanı Baltalimanı’nı top sanıyor"
başlıklı yazısı dolayısıyla açılan manevi tazminat davasının temyiz
incelemesi sırasında basın özgürlüğünden yana bir karar aldı. Kararı,
davalı gazeteciler lehine bozan Yargıtay’ın, örnek niteliği taşıyan kararı
özetle şöyle:
"Eğer kişi anonim kişilerden değil,
’konumu ve işin bir sonucu olarak kamuoyunun dikkatini çekiyorsa;’ basının
onun hakkında ’normal’ kişilerden farklı, ’bu kişinin konumuna uygun
olacak biçimde’ açıklamalar yapması doğaldır. Eğer kişi toplumun kendisine
verdiği önemi yadsıyan bir davranışa girmiş ise basının bu davranışını
eleştirmesinde ’kamu yararı’ bulunmaktadır. Bu halde, haber ya da eleştiri
hukuka uygun hale gelir. Eleştiri belirli bir davranışı, olayı, kişi ve
eser konusunda yorumları içerir. Siyasal eleştiri ve değerlendirmeler de
aynı çerçevede düşünülür. Özellikle toplumun her an göz önünde olan
siyasal kişilerini gerektiğinde eleştirmek, basının görevidir. Basında
yayın konusu yapılan haber, objektif oldukça, doğru olaylara dayandıkça ve
doğru amaca yönelik bulundukça; eleştiri sert, kırıcı ve küçük düşürücü
olabilir. Böyle durumlarda hukuka aykırılık ortadan kalkmaktadır.
 |
 |
SARI BASIN KARTLARI RESMİ KİMLİK GENELGESİ
İçişleri
Bakanlığı, Basın Trafik Kartları konusunda tüm valiliklere bir genelge
göndererek, ''Basın Trafik Kartı'' bulunan basın mensuplarına trafikte
gerekli kolaylıkların sağlanmasını istedi.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, İçişleri
Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı M. Rasih Özbek imzasıyla 81 ilin valiliğine
gönderilen genelgede, "Basın Trafik Kartı" bulunan basın mensuplarına
sağlanacak kolaylıklar şöyle sıralandı:
- Güzergah ve kavşaklarda trafiğin düzen ve yönetiminden sorumlu
görevliler, araçlarda 'Basın Trafik Kartı' bulunan görevli basın
mensuplarını gördüklerinde, bu kişilerin müracaatları veya o anda ses ve
ışık cihazlarıyla verecekleri duyulur veya görülür bir işaret aldıkları
takdirde, trafiğin genel şartlarını ve o andaki durumunu dikkate alarak,
basın mensuplarına geçiş ve görev mahalline bir an önce varmaları için
gerekli kolaylığı sağlayacaklardır.
- Basın mensuplarının araçlarına görev yerlerinde, trafik
zabıtasınca, trafiği aksatmamak şartıyla ve müsait yer olması halinde,
park yeri gösterilecek, durma ve duraklama gibi kolaylıklar sağlanacaktır.
- Basın mensupları yukarıda belirtilen kolaylıklardan ancak,
trafik görevlilerinin bulundukları yerlerde ve onların vereceği işaret ve
talimatlar doğrultusunda faydalanabilecek.
- Basın Trafik Kartları, sadece kart sahibi tarafından geçerli ve
numarası bu kart üzerinde belirtilmiş olan basın kartı ile
kullanılacaktır.
- Bulundukları araçta Basın Trafik Kartı kullanan basın
mensupları, görevliler tarafından talep edildiğinde basın kartlarını da
göstermek zorundadırlar.
- Basın Trafik Kartları, basın kartı taşımakta olan kişilerin
görevlerinin ifası sırasında, bizzat kullandıkları veya içinde
bulundukları araçlarda, bulundukları taşıtın ön camına görevliler
tarafından kolayca görülecek şekilde asılacaktır.
Öte yandan İçişleri Bakanlığı Sarı ve Mavi Basın Kartları
konusunda da bir genelge yayınlayarak tüm valiliklere
gönderdi.
Genelgede basın kartlarının "Resmi kimlik" niteliği taşıdığı
belirtilerek Emniyet görevlilerinden; mevzuat ve teamüller kapsamında
basın mensuplarına kolaylıklar gösterilmesi istendi.
İçişleri Bakanlığı'ndan bu konuda yapılan açıklamada,
"Sarı ve Mavi Basın Kartı şeklinde yerli ve yabancı basın
mensuplarına, 9 Ağustos 1998 tarih ve 23428 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Basın Kartları Yönetmeliği hükümleri gereğince Başbakanlık
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından verilen basın
kartları; söz konusu yönetmeliğin 7. Maddesi uyarınca 'Resmi Kimlik'
niteliği taşımaktadır. Bu husus, daha önceki ilgili yönetmeliklerde tasrih
edilmiştir" denildi.
|
 |
YÖNETİM GÖREV BÖLÜMÜ
YAPTI
Trakya Gazeteciler Derneği
8. Olağan Genel Kurul toplantısından sonra göreve gelen yeni yönetim
kurulu Başkan Lütfü Karakaş başkanlığında toplanarak görev bölümü yaptı.
TGD
Genel Merkez Yönetim Kurulu görev dağılımı sonucunda Başkan Vekilliğine
Orhan Doğan, Başkan Yardımcılığı’na Adnan Karakaya, Genel Sekreterliğe
Muhammed Çakan, Örgütlenme Sekreterliğine Gökhan Tuzladan, Sosyal İşler
Sekreterliği’ne Seyide Esen, Genel Muhasipliğe Sinan Göçmen, Şubeler
Koordinatörlüğüne Şerif Baysalan, Genel Sekreter Yardımcılığına Mehmet
Şenol getirilirken, Cengizhan Aktan ile Ahmet Çakır ise üye olarak görev
aldı.
TGD Yönetim Kurulu yeni dönem çalışma programını da
belirledi. Yönetim Kurulu, yeni çalışma döneminde eğitim, sosyal
çalışmalar konusundaki önceliklerini de belirledi. |
 |
TGD 8. Olağan Genel
Kurul toplantısı yapıldı

ÜYELER İSTEDİ,
KARAKAŞ ADAY OLDU
Trakya Gazeteciler Derneği 8. Olağan Genel Kurul toplantısı
derneğin Edirne’deki merkezinde yapıldı. Genel Kurulu katılan 80 üye
kongre divan başkanlığına Lütfü Karakaş'ın yeniden aday olması yönünde
önerge verdi. Üyelerin talebi üzerine aday olan Lütfü Karakaş yeniden TGD
Genel Başkanı seçildi.
TGD Genel Kurulu asil 80 üyenin katılımı ile 16 Ekim günü saat
14.00’te Edirne Merkezi’nde başladı. Genel Başkan Lütfü Karakaş’ın kongre
açış konuşmasından sonra Divan Başkanlığı’na Fikri Biztiren, Başkan
Yardımcılığı’na Erdal Özcan Yazman Üyeliklere ise Mahmut Kurt ile Nilay
Engin seçildi.
Atatürk ve Basın Şehitleri için saygı duruşunun ardından Genel
Başkan Lütfü Karakaş Yönetim Kurulu faaliyet raporu ve hesap özetini
okudu.
Başkan Karakaş çalışma raporunda şunları söyledi:
“Merkezi Edirne’de bulunan Trakya Gazeteciler Derneği 7. Olağan
Genel Kurul toplantısında göreve gelen yönetim kurulu görev dağılımından
sonra görev süresi ile ilgili bir program hazırladı.
Yönetim Kurulunun hazırladığı programa göre öncelikli olarak
üyemiz olan gazetecilerin ve üye olmayan gazetecilerin eğitimi birinci
öncelik olarak belirlendi. Buna göre gelişen teknoloji ile yerel
gazetelerin fotoğraf kullanmasının artması nedeniyle kurs açıldı. Bu
amaçla açılan fotoğraf ve kamera kursundan gazeteciler ücretsiz olarak
yararlandırıldı. Kursların gazetecilerin dışında ilgi duyanlara da
açılması sağlandı. Bu vesile ile kurslarda eğitmenlik yapan üyemiz Behiç
Günalan ile Enver Şengül’e bilgi ve birikimlerini derneğimiz adına
paylaştıkları için teşekkür ediyoruz.
Derneğimize ait binasının onarımı tamamlanması üzerine lokal
olarak işletilebilmesi için gerekli yasal şartlar yerine getirildi. Bu
arada kullanılamaz durumda olan bahçe bölümü de çeşitli kuruluşların ayni
ve nakdi yardıkları ile bugünkü haline getirildi.
Derneğimizin bir adasının bilgi işlem merkezi olması için
sağlanan bilgisayarın internete bağlanması için hızlı erişim olan ADSL
sözleşmesi yapıldı.
Derneğimizin bel kemiğini oluşturan yerel gazetelerin önemli bir
gelir kaynağı olan resmi ilan ücretlerinin yeniden düzenlenmesinin
gecikmesi üzerine Başbakan Recep Tayip Erdoğan, maliye Bakanı Kemal
Unakıtan, Devlet Bakanları Ali Babacan, Beşir Atalay ile Trakya bölge
milletvekillerine birer mektup yazılarak yeni resmi ilan tarifesinin bir
an önce düzenlenmesi gerektiğini ifade eden mektup yazıldı.
Dernek merkezinin bodrum katının kafeterya olarak düzenlenmesi
yine yönetim kurulundaki tüm arkadaşların özverili çalışması ile
tamamlandı.
Foto Muhabirleri Derneği’nin ‘2003 Yılın Basın Fotoğrafları’
ödüllerini alan meslektaşlarımın eserleri Tarihi Kırkpınar Güreşleri
Haftası’nda sergilenmesi sağlandı. Nitekim Kırkpınar’da görev alan basın
mensuplarından özellikle foto muhabirlerinin sağlıklı bir ortamda görev
yapabilmeleri için belediye ile koordinasyon sağlandı.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun olağan genel kurul
toplantısına tüm delegelerin tam kadro ile katılarak derneğimizi temsil
etti.
Derneğimize ait binanın kazandırılmasında olağanüstü katkıları
olan ve hayatını kaybeden Vali Fahri Yücel’in adının yaşatılması için
Edirne Belediyesi’ne başvuru yapıldı. Derneğimizin bulunduğu caddenin
adının ‘Vali Fahri Yücel Caddesi’ olarak değiştirilmesi talep edildi.
Hükümetin hazırladığı yeni basın yasa tasarısı ile ilgili olarak
derneğimizin görüşleri bir rapor halinde hükümete sunuldu.
Dernek binasının dış cephe aydınlatılması sağlandı. Derneğe
ait web sayfasında güncel haberler yerine mesleki bilgilendirme ve eğitim
ile ilgili konular ile ilgili yayın yapılması uygulamasına geçildi.
Nitekim Internet gazeteciliği yapanların web sayfalarından derneğe ait web
sayfasına link verilmesi sağlandı.
Hükümetin yeni hazırladığı TCK’nin basın mensuplarının aleyhine
olan maddelerle ilgili olarak bölge milletvekilleri nezlinde girişimlerde
bulunularak çekincelerimizi içeren bir rapor gönderildi. Nitekim bu konuda
ki tepkilerimizi daha açıkça ortaya koşmak üzere dernek binası önünden
adliye binası önüne kadar tüm meslektaşlarımızın katılımı ile yürüyüş
yapıldı. Bu yürüyüş ile ilgili olarak diğer sivil toplum örgütlerinin de
desteği sağlandı.
Derneğin değişik dönemlerde açtığı fotoğraf ve kamera kursunu
bitirenler için sertifika töreni düzenlendi.
Derneğimiz tarafından Avrupa Birliği Sınır Ötesi İşbirliği
Projeleri kapsamında Bulgar partnerlerimiz ile hazırladığımız bir çalışma
birinci yedek kaldı. Daha sonra iki yeni proje daha hazırlanarak AB
Komisyonlarına sunuldu. Ancak bu güne kadar projeler ile ilgili olarak AB
Sınır Ötesi İşbirliği Programı’ndan kesin bir sonuç çıkmadı.
Derneğimizin başarı ile komşu ülkeler Bulgaristan ve
Yunanistan’dan meslektaşlarımız ile yürüttüğü iyi niyet içerek görüşmeler
devam etti. Ancak Bulgar ve Yunanlı meslektaşlarımız ile ortak proje
çalışmalarının sonuçlanması AB kaynaklı olarak zaman aldığını da
bilgilerinize sunmak isteriz. “
Daha sonra Denetim Kurulu Üyesi Recep Karagöz denetleme raporunu
okudu.
Yönetim ve Denetim Kurulu raporları üzerinde görüş bildirmek
isteyen üye olmayınca Divan Başkanı Fikri Biztiren tarafından raporlar
ayrı ayrı oya sunuldu. Kongreye katılan üyeler yönetim ve denetim kurulu
raporlarını ibra etti.
Başkan Lütfü Karakaş üyelere dönemleri ile ilgili gösterdikleri
güven için teşekkür ettikten sonra tahmini bütçe okunarak oylandı ve kabul
edildi.
Genel Kurula katılan üyeler yeni seçilecek yönetim kuruluna
derneğin kamu statüsüne alınması için başvuru yapmak üzere yetki verdi.
Genel kurul yeni yönetim kuruluna ayrıca gayri menkul almaya,
satmaya kiralamaya yetki verdi.
Genel kurul üyeleri dernek adresinin ‘Maarif Caddesi
No:34-Edirne’ olarak değiştirilmesini de kabul etti.
Kongreye katılan üyelerden Recep Karagöz söz olarak, gazetecilik
başarı yarışmalarının yeniden düzenlenmesini istedi.
Üyelerden Şerif Baysalan ise üyelere, dil kursu açılması ve
ayrıca yarışma ile ilgili yeni statü getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Daha sora gündem gereği seçimlere geçildi. Kongreye katılan 80
üye Lütfü Karakaş’ı yeniden başkan adaylığına önerdi.
Seçimler sonucunda kongreye katılan 80 üyenin oyunu alan Lütfü
Karakaş yeniden başkan seçilerek güven tazelerken yönetim kurulu
üyeliklerine ise, Orhan Doğan, Adnan Karakaya, Muhammed Çakan, Şerif
Baysalan, Mehmet Şenol, Gökhan Tuzladan, Seyide Esen, Sinan Göçmen,
Cengizhan Aktan, Ahmet Çakır seçildi.
Denetim Kurulu üyeliklerine, Tahir Mayda, Seyit Süren, Hüseyin
Dağ seçildi.
Onur Kurulu üyeliklerine, Behiç Günalan, İ.Bora Erel, Şanver
Orunç, Tuncer Kodoman, Uğur Eskier seçildi.
Balotaj Kurulu üyeliklerine ise, Erdinç Ovatman, Fikri Biztiren,
Mahmut Kurt, Nevzat San, İbrahim Arslan seçildi.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu delegeliklerine ise doğal üye
Başkan Lütfü Karakaş’ın yanı sıra, Hüseyin Solmaz, Adnan Karakaya, Recep
Yüzüak, Muzaffer Güven, Ali Şemsi seçildi.
Kogrenin kapanışında söz olan Lütfü Karakaş, gösterilen güven
için üyelere teşekkür etti. |
 |
|
Haber fotoğrafının
öyküsü
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr.
Özer Kanburoğlu, ‘Haber fotoğrafı’ alanında ilgililere önemli
kaynak niteliği taşıyan kitap hazırladı.
‘Basında
Haber Fotoğrafı Kullanımı’ başlıklı kitapta, fotoğrafın tarihsel
gelişiminden haber fotoğrafçılığına kadar çeşitli konular örneklerle
anlatılıyor.
FOTOĞRAFIN 170 YILI AŞKIN SERÜVENİ
Araştırmayı yaparken ulusal, uluslararası ve yerel basından seçtiği
40’ı aşkın gazeteyi taradığını belirten Kanburoğlu, “Fotoğrafın 170 yılı
aşkın serüveninin ve dolayısıyla ortaya çıkan haber fotoğrafçılığı
mesleğinin, kitabı hazırlamasında temel oluşturduğunu” dile getiriyor.
Fotoğrafın bulunuşu, haber fotoğrafçılığı, Osmanlı ve Türk
basınında fotoğrafın ilk kullanımı, Cumhuriyet döneminde haber
fotoğrafçılığının gelişimi; uluslararası, ulusal ve yerel haber
fotoğraflarının basında kullanım oranı, fotoğrafın kamuoyunu etkileme
gücü, basının aynı olaya yaklaşım farklılıkları, haber ajanslarının haber
fotoğrafçılığının gelişmesine katkısı gibi konuların işlendiği kitap, hem
iletişim fakültesi öğrencilerine, hem de foto muhabirlerine önemli kaynak
niteliği taşıyor.
UNUTULMAZ FOTOĞRAFLAR
Haber fotoğraflarının kamuoyunu etkileme gücünün anlatıldığı
bölümde, Robert Capa’nın ‘Normandiya
Çıkarması’, Eddie
Adams’ın ‘İnfaz Anı’,
Alfred Eisensteadt’ın ‘Zafer Öpücüğü’,
Edwin Aldrin’in ‘Ayda İlk Yürüyüş’
fotoğrafları ile Türk ve dünya gündemine damgasını vurmuş olayların
fotoğraflarına yer veriliyor. Etik açıdan da sorgulama yapılan kitapta,
foto muhabirlerinin görüşleri anlatılıyor.
Kanburoğlu, araştırmadan elde ettiği sonuçları kitabında şöyle
sıralıyor:
-
Haber fotoğrafının kamuoyu önündeki inandırıcılığı devam etmektedir.
-
Haber fotoğrafı kitle iletişiminde önemli bir yere sahiptir.
-
Haber fotoğrafının kamuoyunu etkileme gücü, diğer iletişim araçları
kadar etkilidir.
-
Bazı gazeteler sadece tirajı artırmak adına haber fotoğrafından
pornografi düzeyinde yayın yapmaktadır.
-
Haber fotoğrafı kullanımı oranları, kültürler ve teknolojik imkanlar ile
gazeteden gazeteye ve ülkeden ülkeye değişebilmektedir.
-
Haber fotoğrafı konusunda gerek ülkemizde, gerekse dünyada kurumsallaşma
henüz sağlanamamıştır.
-
Teknolojik gelişmelerle fotoğrafta manipülasyonun özellikle Batı’da
yaygınlaştığı, ancak kriterler ile bunun kontrol altına alınmaya
başladığı gözlemlenmiştir.
-
Haber fotoğrafçılığında kullanılan ekipmanın teknolojik üstünlüğünü
fotoğraflara da yansımaktadır.
Haber fotoğrafının kullanım oranları, önceki yıllara göre devamlı artış
göstermektedir |
 |
Mobil muhabirler işbaşında!
Irak savaşında, yüksek teknolojiden sadece Amerikan ordusu yararlanmıyor.
Bölgede görev yapan muhabirler de teknolojik aletler sayesinde, haber
merkezlerine anında görüntü geçebiliyor. Savaş sırasında sürekli yer
değiştiren muhabirler, videophone teknolojisini kullanıyor.
Irak savaşı bölgede bulunan birçok basın kuruluşunda, videophone cihazları
bulunuyor. Sistem basit olarak şöyle işliyor:
Harici kamera ya da mikrofon datakılabilen VideoPhone cihazı, yerel bir
telefon hattına ya da uydu telefonuna bağlanıyor. Görüntü akışı
başladıktan sonra iletiler data hatlarını da kullanarak dünyanın bir başka
ucuna gönderiliyor. Gelen görüntü VideoPhone cihazından, televizyondan ya
da bilgisayar ekranında izlenebiliyor ve VTR'lerde (Video Tape Recorder)
kayıt yapılabiliyor.
Saniyedeki veri transfer hızı 2 megabit'e kadar çıkabilen bu cihazlarla
yayın kalitesinde bilgi transferi yapmak mümkün olabiliyor. VideoPhone
cihazlarının fiyatları, 4 bin 500 dolardan 20 bin dolara kadar
çıkabiliyor.
Videophone nedir?
Videophone, basit olarak telefon bağlantılı monitör, kamera ve ses
sisteminden oluşan yapı. Dünyada birçok firma bu tür ürünleri üretiyor.
Özellikle iş yaşamında dijital konferanslarda kullanılabilencihazlar,
zaman ve para tasarrufu sağlıyor.
Videophone'da hem ses hem de görüntü sıkıştırılıyor. Saniyede ortalama 30
frame olan görüntü bilgisi, telefon hattı ile dünyanın herhangi bir
yerindeki karşılığına gönderiliyor. Alıcı cihaz, sıkıştırılmış görüntüyü
açarak iletişimi sağlıyor.
Bu cihaz televizyon ve projektör makinesine de bağlanabiliyor. Cihazlarda,
ekrandaki görüntü ortalama 300x400 piksel büyüklüğünde bulunuyor. Ekran
büyüklüğünün artması, eğer yeterli iletişim altyapısı yoksa görüntülerde
kırpılma sorununa neden olabiliyor.
Saniyedeki kare sayısı (frame per second, FPS) görüntünün akıcılığını
belirliyor. Yüksek kare sayısı akıcı bir görüntü sağlarken, düşük kare
sayısı kesik kesik ancak daha ince detaylı görüntü veriyor.
Videophone'da görüntü iletimi yanı sıra sesin de kusursuz iletilebilmesi
ve karşı mikrofondan sesin yankı yapmasının önlenebilmesi için eko
engelleyici entegre de bulunuyor.
Kaynak: www..jurnal.net
|
 |
Radyo-TV lisans
ücretleri
Lisans başvurusunda bulunan veya yayın tipini değiştirmek isteyen radyo
ve televizyon kuruluşlarından alınacak lisans avans ücreti, yeniden
belirlendi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Radyo ve Televizyon
Kuruluşlarına Kanal veya Frekans Tahsisi Şartları ve Bunlara İlişkin İhale
Usulleri ile Yayın ve İzni Yönetmeliği'nde değişiklik yaptı. 14 Mart
tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliğe göre, lisans başvurusunda
bulunan veya yayın tipini değiştirmek isteyen kuruluşlardan alınacak avans
miktarları yeniden belirlendi. Buna göre, ulusal radyolar için 24 milyar,
ulusal televizyonlar için 400 milyar, yerel radyolar için 80 milyon, yerel
televizyonlar için 800 milyon lira lisans avans ücreti alınacak. Bölgesel
lisans başvurusunda bulunacak radyo ve televizyonlardan alınacak avans
ücreti ise yayın yapacakları yerleşim yerleri dikkate alınarak RTÜK
tarafından belirlenecek. Lisans avans ücreti, lisans almaya hak
kazanamayan kuruluşlara geri verilecek, lisans alan kuruluşların lisans
ücretlerinden mahsup edilecek. |
 |
GAZETECİLER GÜVENCEYE
ALINMADI
Gazeteciler, geçen hükümet döneminde hazırlanan ve 15 Mart 2003 tarihinde
yürürlüğe girmesi gereken İş Güvencesi Yasası kapsamı dışında
bırakıldılar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’nun
Yasa’da yapılacak değişikliklere ilişkin olarak hazırladığı ve dün işçi
ile işveren sendikalarına gönderdiği taslağa göre, gazetecilik mesleği
yeniden iş güvencesi kapsamı dışına çıkartıldı.
Gazetecilerin hazırlanan yeni taslak ile yeniden iş güvencesi kapsamı
dışında bırakılması üzerine Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri
Ercan İpekçi DKM’ye yaptığı özel açıklamada, “taslak ile gazetecilik
mesleğinin tamamen yok edildiğini” belirterek, “Basın çalışanlarının yüzde
90’ı kanunsuzluğa itiliyor. Bu taslak ile hem gazetecilik mesleğinin
çalışma kuralları yok ediliyor hem de tazminat hakkı fona devredilerek
tavan getiriliyor” dedi. “Taslak ile tüm işçi sınıfının darbe yediğini
ancak gazetecilerin iki kez darbe yediğini” ifade eden İpekçi,
“Komisyonlarda AKP’liler de gazetecilerin kapsam içine alınmasına evet
demişlerdi. İş kanunu açısından 6 içinde ne değişti ki, gazeteciler
yeniden kapsam dışında bırakıldı” diye konuştu.
Mevcut hükümetin 1-2 hafta içinde değişeceğine de işaret eden İpekçi, yeni
yasanın bu nedenle 15 Mart’a kadar çıkmasının mümkün olmadığını da
kaydederek, “O nedenle hükümet yasanın yürürlülük süresini 3 ay ertelemek
isteyecek. Aylardır yapılan müzakerelerde uzlaşılan maddeler hiç göz önüne
alınmadan taslak hazırlandığına göre hükümet, ‘Eğer üzerime gelirseniz bu
haliyle geçiririm’ blöfü yapacak. Yani aba altından sopa gösterecek” dedi.
YASA NE GETİRİYOR
Resmi Gazete’de yayımlanan ve 9 Ağustos 2002 tarihinde TBMM tarafından
kabul edilerek 15 Mart’ta yürürlüğe girmesi gereken 4773 sayılı “İş
Kanunu, Sendikalar Kanunu ile Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar
Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun”a göre; 10 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en
az 6 aylık işçinin hizmet akdini fesheden işveren, geçerli bir nedene
dayanmak zorunda bırakılıyor .
Hizmet akdi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya
gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği
tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesine dava açabilecek.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene ait
olacak. Dava iki ay içinde sonuçlandırılacak, mahkemece verilen kararın
temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verecek.
İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli
olmadığı mahkemece tespit edilerek feshin geçersizliğine karar
verildiğinde, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunda olacak.
İşçiyi başvurusu üzerine bir ay içinde işe başlatmayan işveren, işçiye en
az 6 ay en çok bir yıllık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü
olacak.
SEZER DE DESTEK VERMİŞTİ
Geçtiğimiz hükümet döneminde hazırlanan yasa taslağında gazeteciler önce
kapsam dışı bırakılmış ancak, taslak komisyonda görüşülürken aralarında
AKP’li üyelerin de bulunduğu milletvekillerinin oybirliği ile İş Güvencesi
Yasası kapsamına alınmışlardı.
Yasanın hazırlık döneminde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de Türk-İş’in
50. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada İş
Güvencesi Yasa Tasarısı’nın basın çalışanlarını da kapsayacak biçimde
çıkarılması gerektiğini belirterek, “Yasa ile bu alanda keyfi uygulamalara
son verecek, işçilerimizi koruyarak, etkin çalışmaları için güvenli ortam
sağlanacaktır. Bu da işçilerimizin üzerindeki olumsuz baskıları azaltarak,
kapasitelerini en iyi biçimde kullanmalarına zemin oluşturacak,
verimliliği artıracaktır. Bu tasarının yasalaşması, Anayasa’da ve
yasalarda yer alan sendikalaşma hakkının kullanılmasını da
kolaylaştıracaktır” diye konuşmuştu.
Kaynak: DKM
|
 |
|
TGD
GENEL BAŞKANI KARAKAŞ:
“GAZETECİLERE AB STANDARTLARINDA ÇALIŞMA KOŞULLARI
SAĞLANMALI“
Trakya Gazeteciler Derneği
Genel Başkanı Lütfü Karakaş, basın çalışanlarının özleminin AB
standartlarındaki çalışma ortamı olduğunu söyledi.
Gazetecilerin çalışma
şartlarını düzenlenen 212 sayılı yasanın 42 yıl önce kabul edildiği 10
Ocak tarihinin ‘Basın Bayramı’ olarak kutlandığını hatırlatan TGD Genel
Başkanı Lütfü Karakaş, “Böyle önemli bir günde, özellikle yerel basın
çalışanların içinde bulunduğu durum düşündürücü ve üzüntü vericidir.
Toplumu bilgilendirme görevi yapan gazetecilerin yaşam ve çalışma
koşullarının AB üyesi ülkelerdeki meslektaşları ile aynı standartlarda
olmasını istiyoruz”dedi.
Günümüzde yazılı, sesli ve görüntülü basın organlarında çalışan
gazetecilerin editöryel bağımsızlığının tartışılır olmasının AB
kapısındaki ülkemizin basın hanesindeki notu düşürdüğünü kaydeden TGD
Genel Başkanı Lütfü Karakaş, “Gazeteciler, bu dönemden birliktelik ile
çıkabilirler. Gazeteciler, bu dönemden kişisel hırslarına yenik
düşmedikleri zaman çıkabilir. Gazeteciler, bu dönemden bölünüp
parçalanmadan mücadele etmesini öğrendikleri zaman çıkabilir. Gazeteciler,
bu dönemden beyinlerindeki duvarları yıkıp, ortak hareket ettikleri zaman
çıkabilir. Gazeteciler, bu dönemden örgütlenme maskesi altında koltuk
hırsını yenemeyenleri fark ettiği zaman çıkabilir.” değerlendirmesini
yaptı.
Edirne Valisi Fahri Yücel ise basın bayramı nedeniyle yayınladığı yazılı
mesajda özetle şu görüşleri savundu:
“Demokrasinin en önemli etkenlerinden birisi bağımsız ve özgür basındır.
Doğru, ilkeli ve tarafsız görev anlayışıyla düşünce ve düşünceyi açıklama
özgürlüğünün yaşama geçirilmesinde basının büyük bir payı vardır.
Kamuoyunu bilgilendirme göreviyle kamu yararını ilgilendiren olay ve
konularda haber ve bilgi vererek toplumu aydınlatan basının sorunlarının,
duyarlı yaklaşımlar ve gerekli yasal düzenlemelerle çözülmesi,
demokrasinin gelişmesine de olumlu katkı sağlayacaktır. Toplumu
bilgilendirmenin ötesinde basın, bugün tüm dünyada kamuoyunun sesini
duyurma görevini de üstlenmiş, halkın demokratik yollarla görüşlerini dile
getirmesinin en önemli araçlarından biri olmuştur. “ |
 |
| |
|
|